Brüksel’de Batı Balkanlar ve Türkiye’deki basın özgürlüğüyle ilgili yapılan konferansın kapanış bölümünde konuşan Avrupa Komisyonu üyesi Stefan Füle,aday ülkelerdeki düşünce,ifade, basın özgürlüğüyle yaşanan sorunlara daha ağırlıklı eğleceklerini bu konuları ise katılım öncesinin ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi düşündüklerini kaydetti.
Füle özetle şunları kaydetti:
’’Bu alanda belli bir ölçüde AB müktesebatını inşa etmemiz lazım.Bu öyle bir alanki bu konuda AB’ye ihtiyaç var.Öte yandan Kopenhag siyasi kriterlerine baktığımızda mercilerin belli mevzuatlarla donatılması ve icraatlar son derece önemli.Son ilerleme raporuna baktığımızda çeşitli sonuçlara ulaşıyoruz.Raporlarda ortaya koyduğumuz görüşlerin dışında başka şeyler yapmamız lazım.Görüleceği üzere yeterli sonuç alamıyoruz.Şimdi konferans sonunda iki sayfalık metin hazırlandı.Aday ülkelerin başbakanlarına bunları göndereceğiz.Bu konuya daha fazla önem vermek istiyoruz.Bu alnada ayrıca finansal araçları takviye etmek.Belki farklı alt yapılar oluşturmak lazım.Bu konuda bir yol haritası çıkararak aday ülkelerden bunları yapmasını istememiz gerekiyor.
Öte yandan konferansa katılan Nedim Şener ve Ahmat Şık’ın avukatı söz alarak müvekkilerinin gazetecilik yapmalarından dolayı tutuklu bulunduklarının altını çizdi.Avukatın konuşmasını Füle, dikkatle dinleyerek not aldı.
Füle,kapanış bölümünde kendisine yöneltilen sorulara şu cevabı verdi:
‘’Bu konferansta geçirdiğimizde birkaç saat bize gösterdi ki konferansın çok iyi bir zamanda yapıldığını görüyoruz.Bu konuda (düşünce ifade basın özgürlüğü) ciddileşiyoruz.Konferansta bu alanlarda bir koşulsallığın üyelik süreci ile bağlantılı olması istendi.Bu konuda AB’de çok sınırlı müktesebat var.Lizbon anlaşmasıyla Avrupa İnsan Hakları AİH sözleşmesi müktesebatın bir parcası haline getirildi.Özellikle Türkiye’deki ifade özgürlüğünden endişe ve kaygı duyuyorum.Türk mevzuatının AİH sözleşmesiyle aynı çizgide olmaması karşısında endışe duyuyorum.Türkiye’deki cezaevlerindeki gazetecilerle ilgili şeffaflık eksikliği var.Bu gazeteciler hangi temelde ve suçlamalarla cezaevlerine konuluyor.Türkiye’de Anayasa paketi geçtiğimiz Eylül ayında kabul edildiğinde bu gelişmeye bayıldık demedik.Bu Anayasanın kabul ediliş biçimini kendi kendimize sorduk.Anayasanın bu konudaki maddelerini (sivil toplum örgütleri,muhalefet....) herkesin katılmadığı bir süreçte oylayamazsınız.
Seçimlerden sonra Anayasa değişecek.O zaman bütün toplum kesimleri de dahil olmalıdır.Sivil toplumunda bu sürece katılması lazım Zaten bu Anayasada tüm Türk vatandaşları için geçerli olacak.Bazı Türk vatandaşları için değil.’’
ABHaber, 06-05-2011 18.00 (TSİ)
Asp web tasarim olarak bilgilendirici paylaşımlarınızdan dolayı bloğunuzu çok beğendik , başarılarınızın ve paylaşımlarınızın devamını dileriz.
AntwortenLöschen