KKTCCumhurbaşkanı Eroğlu, Kıbrıs Türk halkının, Kıbrıs’ta kalıcı çözüme yönelik göstermiş olduğu desteğe rağmen, ülkede uygulanmakta olan haksız izolasyonların gün geçtikçe Kıbrıs Türk halkının Avrupa Birliği’ne olan güvenini sarstığını vurguladı.
Cumhurbaşkanı, Rum tarafının da Türk tarafının istek ve kararlılığını göstermesi halinde yılsonuna kadar adada kalıcı bir barışın tesis edilmesinin önünde hiç bir engel kalmayacağını açıkladı.
Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO), “Avrupa Günü” dolayısıyla oda binasındaki Mustafa Çağatay Konferans Salonu’nda etkinlik düzenledi.
Başında müzik dinletisinin yanı sıra kokteyl de düzenlenen ve konuşmaların da yapıldığı etkinliğe Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, AB Dönem Başkanı Macaristan’ın Güney Kıbrıs Büyükelçiliği Müşaviri ve Büyükelçi Birinci Yardımcısı Endre Szabo, ABD Büyükelçisi Frank Urbancic, AB Komisyonu’nun Kıbrıs Temsilcisi Andrulla Kaminara, Slovakya Büyükelçisi Anna Turenicova, bazı milletvekilleri, diğer yetkililer, yabancı misyon temsilcileri, işadamları ve diğer davetliler katıldı.
EROĞLU
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, konuşmasında, bugün, Avrupa kıtasına kalıcı barışı getiren ve farklı Avrupa halklarının demokrasi ve insan hakları gibi evrensel değerler etrafında bir araya gelmelerini sağlayan Avrupa Birliği’nin kuruluşunun 51’inci yıldönümünün kutlandığını kaydetti.
Başbakanlığını yürüttüğü tüm geçmiş hükümetlerin, Kıbrıslı Türklerin Avrupa Birliği’nin bir parçası olmaları gerektiği ilkesini benimsediğini söyleyen Eroğlu, bu sebepten dolayı, AB ile olan temaslarımın geliştirilebilmesine ve ülkenin yasal ve idari yapılarının AB standartları ile uyumlaştırılabilmesi için gösterilen çabaların artırılmasına hep öncü olduklarını vurguladı.
Tüm bunların gerçekleştirilebilmesi için 2003 yılında ilk kez Başbakanlığa bağlı Avrupa Birliği Koordinasyon Merkezini kurarak çalışmaların etkin gelişmesini sağladıklarını belirten Eroğlu, ayrıca, 2011 yılı içerisinde Avrupa Birliği’nin Kuzey Kıbrıs’ta yürüttüğü büyük altyapı projelerinin uygulamalarında bilinen sebeplerden ötürü gecikmeler yaşanmasına rağmen, bir kısmının sonlandırılarak Kıbrıs Türk tarafına devir tesliminin yapılmasını beklediklerini kaydetti.
Buna ek olarak, 2011 yılı için 28 milyon, 2012 için ise 25 milyon Euro’luk ek mali kaynakların verilecek olmasını da memnuniyetle karşıladıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı, özellikle büyük ve kalıcı alt yapı yatırımlarının somut şekilde hayata geçirilmesi konusunda bir takım gecikmeler yaşanmasının önemli bir sıkıntı olarak hala önlerinde durduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı, AB’nin Kıbrıslı Türklerin kalkınmasına sağladığı destek ve ülkeye aktarması beklenen “know - how” ve alt yapı yatırımlarının ilerleyen yıllarda daha somut şekilde hayata geçirilebileceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı şöyle dedi:
“Avrupa Birliği’nin ülkemize yapmakta olduğu mali katkılar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hala daha izolasyonlar altında olduğu gerçeğini ne yazık ki ortadan kaldırmamaktadır. Kıbrıs Türk halkının Kıbrıs’ta kalıcı çözüme yönelik göstermiş olduğu desteğe rağmen ülkemize uygulanmakta olan haksız izolasyonlar, gün geçtikçe Kıbrıs Türk halkının Avrupa Birliği’ne olan güvenini sarsmaktadır. Avrupa Birliği’nin verdiği sözleri yerine getirememesindeki en büyük neden, kuşkusuz Kıbrıslı Rumların 1 Mayıs 2004 tarihinde birliğe tek taraflı üye olmalarıdır.
Yapılan bu yanlış neticesinde, AB’nin Kıbrıslı Türkler’e uygulanmakta olan haksız izolasyonların kaldırılması için vermiş olduğu taahhütleri, Kıbrıslı Rumların her alanda başlattıkları girişimler neticesinde henüz uygulamaya koyamaması büyük üzüntü vericidir. 21. yüzyılda Avrupa kıtasında yaşayan bir halkın ekonomik, siyasi, eğitim ve sosyokültürel alanlarda diğer halklarla temas kurma hakkından yoksun bırakılmasının artık son bulması gerekmektedir.”
Eroğlu, birçok ortamda bu haksızlıkların dile getirilmesine rağmen, AB üyesi ülke temsilcilerinin Kuzey Kıbrıs’a geçerek Kıbrıslı Türk yetkililerle görüşmelerinin dahi bariz bir şekilde Rum tarafınca engellenmesinde yatan mantığı anlamanın mümkün olmadığını belirterek, son olarak, Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün, Kıbrıslı Rumların yoğun baskıları neticesinde Avrupa Parlamentosu’nda rafa kaldırılmaya çalışılmasının, Kıbrıslı Türkler arasında büyük hayal kırıklığına sebep olduğunu, son Eurobarometre sonuçlarına göre, Kıbrıslı Türklerin AB’ye olan desteğinin yüzde 30’lara kadar gerilemiş olmasının da, yapılan tüm haksızlıkların ortadan kaldırılması için Avrupa Birliği’nin üzerine düşeni yapması gerektiğinin bir kanıtı olduğunu vurguladı.
Eroğlu şöyle devam etti:
“Biz yine de Kıbrıs Türk halkı olarak üzerimize düşeni yerine getirmeye devam ediyoruz. Halkım tarafımdan Cumhurbaşkanı görevine getirildiğim andan itibaren, Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Sayın Dimitris Hristofyas ile masaya oturarak Kıbrıs sorununun çözülmesi ve adanın bir bütün olarak AB içerisinde yer alması için müzakere sürecini hızlandırdım. Ancak henüz müzakerelerde istediğimiz noktaya gelemedik.
Kıbrıslı Rumların tek taraflı AB üyelikleri de, müzakere sürecinde rahat tavır takınmalarına ve gerekli özveriyi göstermemelerine neden olmaktadır. Bölünmüş bir adanın Avrupa Birliği üyesi olması, dünyada etkin bir politik aktör olma arzusu içerisindeki Birlik için ciddi bir prestij kaybıdır. 2012 yılında bölünmüş bir ada tarafından dönem başkanlığının yürütüleceği Avrupa Birliği’nin uluslararası toplum nezdinde itibarının sarsılmaması için, Kıbrıs Rum tarafının müzakere sürecinde daha yapıcı olmaları yönünde gerekli girişimleri yapmaları ve Kıbrıslı Türklere verilen izolasyonların kaldırılması sözünün tutulması en büyük temennimizdir.”
Eroğlu, Kıbrıs Türk halkının, bugüne kadar yapılan müzakerelerde ortaya konulan önerilere ilişkin tutumuyla, adada kapsamlı ve kalıcı çözüme olan desteğini kanıtladığını vurgulayarak, Kıbrıs Türk tarafının ayrıca halihazırda devam eden müzakerelerin sonuçlandırılarak, Kıbrıs’ta Türkiye’nin etkin ve fiili garantisine sahip, siyasi eşitliğin ve iki eşit kurucu devletin olduğu, adadaki gerçekleri göz ardı etmeyecek, kalıcı ve yaşayabilir yeni bir ortaklık kurulması için gerekli adımları atmaya devam edeceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı, aynı isteğin ve kararlılığın Kıbrıs Rum tarafınca gösterilmesi durumunda yılsonuna kadar adada kalıcı bir barışın tesis edilmesinin önünde hiç bir engel kalamayacağını vurguladı.
Eroğlu, “Avrupa Günü dolayısıyla ümit ediyorum ki AB ülkelerinin tesis ettiği güven ortamı ve uzlaşı kültürü Kıbrıs’taki taraflar arasındaki ilişkilerde de hakim olur ve AB ülkelerinin başardığı gibi adamızda da kalıcı barışı tesis edebiliriz” diyerek, Avrupa Günü’nüz kutladı.
MACAR DİPLOMAT SZABO
Macar diplomat Szabo ise konuşmasında, dünyadaki türbülanslara ve bunun AB üzerindeki etkilerine işaret ederek, Euro alanında ve Schengen sisteminde sorunlar yaşandığını, genişlemenin arzu edildiği kadar hızlı ilerlemediğini, AB’nin şu anda zor sularda seyreden gemiye benzediğini kaydederek, Macaristan’ın dönem başkanı olarak yılın ilk altı ayında gemiyi rotaya sokmak için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştığını vurguladı.
Konuşmasında Avrupa’nın yaşadığı sorunları ve Macaristan’ın bunlarla ilgili görüş ve çalışmalarını değerlendiren Macar diplomat, Türkiye ile üyelik sürecine ilişkin müzakerelere ilişkin çabalar ortaya koyan Macaristan’ın bu konuda iyimser olduğunu ve Haziran’da yeni bir başlık açılabileceğini düşündüklerini ifade etti.
Kıbrıs Türk halkının da AB Komisyonu’nda genişlemenin bir parçası olarak ele alındığını belirten Szabo, “Anlaşılıyor ki Kıbrıs Türk halkı için en karlı olan Kıbrıs konusunda kalıcı bir çözüme ulaşılması ve AB ile tam entegrasyona girilerek yapısal ve birleşme fonlarına tam ulaşımlarının sağlanması. Bu Kıbrıslı Türklerin AB içindeki halklarla yakınlaşmasını da hızlandıracaktır” dedi.
Szabo, ancak, bir çözüme ulaşılana kadar, çözümün mümkün olduğunu da akılda tutarak, AB Komisyonu’nun Mali Yardım Tüzüğü’nü, 2011 yılı için de uzattığını ve Kıbrıslı Türkler için 28 milyon Euro daha sağlama kararı aldığını anımsattı. Szabo, bu yardımın üye ülkelerce kabul edildiğini ve resmi imzaların beklendiğini söyledi.
Szabo, genişlemeyle ilgili diğer çalışmalarını da anlatarak, Macaristan dönem başkanlığının Avrupa için sloganının “Güçlü Avrupa” olduğunu, bunun için çalıştıklarını söyledi.
ÇERKEZ
KTTO Başkanı Günay Çerkez, “Avrupa Günü dolayısıyla resmi dillerden biri olması nedeniyle” konuşmasını İngilizce yapacağını belirterek, Avrupa Günü nedeniyle her yıl “Kıbrıslı Türklerin Avrupa ailesinin parçası olduğunu hatırlatma yönündeki taahhütleri çerçevesinde” geleneksel olarak etkinlik düzenlediklerini belirtti.
Çerkez, adada varılacak adil ve sürdürülebilir bir çözümü AB üyeliğinin takip etmesinin, herkesin yararına olacağını vurguladı.
Kıbrıslı Türkler arasında AB’ye olan desteğin düştüğünü belirten Çerkez, AB’nin geleceği konusunda şüphesi bulunanlar olduğunu, birlikte birçok sorunların yaşandığını, Euro’nun geleceğinin tartışıldığını kaydederek, AB içinde olmayan bir toplulukta çok yüksek olan birliğe güvenin, son düzenlenen anketlere göre ciddi bir azalma gösterdiğini söyledi.
Kıbrıslı Türklerle tanışıklığı olanların bunun nedenlerini çok iyi bildiklerini, AB’nin verdiği sözleri tutmadığını kaydeden Çerkez, Kıbrıslı Türklerin 7 yıl önceki referandumdaki “Evet” oylarına rağmen ekonomide sorunların ve izolasyonun sürdüğünü belirtti.
Direkt Ticaret Tüzüğü’nün içinde bulunduğu duruma işaret eden Çerkez, tüzüğün Kıbrıslı Türklerin tanınmasıyla alakası olmadığını, siyasi statülerinde de bir yükseltme getirmediğini, sadece Kıbrıslı Türklerin Avrupalılarla ticaret yapmasını sağlayacağını söyledi. 7 yıl önce tüm büyük Avrupalı aktörlerin, Kıbrıslı Türkleri korumak yönünde taahhütte bulunduklarını kaydeden Çerkez, “Kıbrıslı Türkler izolasyonun aleyhine oy kullanmalarına rağmen bunun faturasını ödememeliydiler” dedi.
Çerkez, Türkiye’nin AB üyelik süreciyle Direkt Ticaret Tüzüğü’nü ilişkilendirmenin adil olmamasının yanı sıra mantıksız da olduğunu vurguladı.
Kıbrıslı Türklerin Direkt Ticaret Tüzüğü’ne ihtiyacı olmadığını çünkü Yeşil Hat üzerinden ticaret yapabildiğini iddia edenlerin bulunduğunu söyleyen Çerkez, “Bunu basit bir soruyla yanıtlamak istiyorum; herhangi bir Kıbrıslı Rum marketinin rafında, bir Kıbrıslı Türk’ün ürettiği malı en son ne zaman gördünüz ve iki ekonomi arasında bu kadar büyük bir uçurum varken sürdürülebilir bir çözümü nasıl bekleyebiliriz?” dedi.
Çerkez konuşmasında, Direkt Ticaret Tüzüğü’nün hayata geçirilmesinin yararlarını özetle şöyle sıraladı:
“Kıbrıslı Türkleri çözümün yararlarına ve Kıbrıslı Rumları da çözümden sonra ekonomik yükün az olacağına ikna ederek çözüme yardımcı olacak; diğer ülkelerle iş yürütme, ticaret hakkı, direkt ticaret ilişkileri geliştirme konusunda özgürlük sağlayacak; Kıbrıs’ta birleşmenin maliyetini azaltacak; Kıbrıs Türk ticaret insanları için psikolojik ve tarife engelsiz yeni bir pazar yaratacak,; uluslararası ticarette tecrübe edinmemizi sağlayacak; Kıbrıslı Türk ekonomisinin daha rekabet edebilir ve sürdürülebilir olmasını sağlayacak.”
Çerkez, ekonominin bel kemiği olduğunu savunduğu küçük ve orta ölçekli işletmelerin karşılaştığı güçlükleri de anlatarak, bu işletmelerin, AB’nin Kıbrıslı Türkler için ayırdığı 259 milyon Euro’luk Mali Yardım Paketi’nin sadece yüzde 2’sinden yararlanabildiğini kaydetti.
Çerkez, bu işletmeler için AB’den yeni bir destek beklediklerini ve bunun sadece eğitim gibi alanlarda değil, düşük maliyetli finansmanda, makine ve donanım alımında da kullanılabilmesini istedi.
Konuşmasında Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’na da seslenen Çerkez, ortada Kıbrıs konusunda acil bir uzlaşmaya varılması için ortak bir anlayış bulunduğunun görüldüğünü ifade ederek, “Kıbrıslı Türk iş dünyasının uzun süredir kapsamlı, sürdürülebilir bir siyasi anlaşmaya varılmasının avukatlığını yaptığı” görüşünü kaydetti.
İki tarafta da ekonomide sorunlar bulunduğunu ancak bir çözümün, hiç bir başka önlemin yapamayacağı kadar her iki ekonomide de “patlamaya” yol açacağını söyleyen Çerkez, bu süreçte üzerlerine düşeni yapmayı sürdüreceklerini ifade etti.
Avrupa Günü’nün bu yılki sloganı olan “Haklarınızı Bilin Haklarınızı Kullanın”a atıfta bulunan Çerkez, “Haklarımı biliyorum ama haklarımı kullanamıyorum” diyerek, Avrupalı muhataplarına “Bununla ilgili ne yapacaksınız ve bununla ilgili bir şey yapmayacaksanız neden yapmayacaksınız?” diye seslendi.
Çerkez, Brüksel’deki KTTO ofislerinden, Avrupalı “arkadaşlarına” gönderdikleri slogana da atıfta bulunarak, ticaretin Avrupa’yı bir araya getirdiğini, Kıbrıslı Türklerle AB’yi ve Kıbrıs’ı da bir araya getireceğini kaydederek, ancak bunun sadece AB’nin adaleti ve cesaretlendirmesiyle gerçekleşebileceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı, Rum tarafının da Türk tarafının istek ve kararlılığını göstermesi halinde yılsonuna kadar adada kalıcı bir barışın tesis edilmesinin önünde hiç bir engel kalmayacağını açıkladı.
Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO), “Avrupa Günü” dolayısıyla oda binasındaki Mustafa Çağatay Konferans Salonu’nda etkinlik düzenledi.
Başında müzik dinletisinin yanı sıra kokteyl de düzenlenen ve konuşmaların da yapıldığı etkinliğe Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, AB Dönem Başkanı Macaristan’ın Güney Kıbrıs Büyükelçiliği Müşaviri ve Büyükelçi Birinci Yardımcısı Endre Szabo, ABD Büyükelçisi Frank Urbancic, AB Komisyonu’nun Kıbrıs Temsilcisi Andrulla Kaminara, Slovakya Büyükelçisi Anna Turenicova, bazı milletvekilleri, diğer yetkililer, yabancı misyon temsilcileri, işadamları ve diğer davetliler katıldı.
EROĞLU
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, konuşmasında, bugün, Avrupa kıtasına kalıcı barışı getiren ve farklı Avrupa halklarının demokrasi ve insan hakları gibi evrensel değerler etrafında bir araya gelmelerini sağlayan Avrupa Birliği’nin kuruluşunun 51’inci yıldönümünün kutlandığını kaydetti.
Başbakanlığını yürüttüğü tüm geçmiş hükümetlerin, Kıbrıslı Türklerin Avrupa Birliği’nin bir parçası olmaları gerektiği ilkesini benimsediğini söyleyen Eroğlu, bu sebepten dolayı, AB ile olan temaslarımın geliştirilebilmesine ve ülkenin yasal ve idari yapılarının AB standartları ile uyumlaştırılabilmesi için gösterilen çabaların artırılmasına hep öncü olduklarını vurguladı.
Tüm bunların gerçekleştirilebilmesi için 2003 yılında ilk kez Başbakanlığa bağlı Avrupa Birliği Koordinasyon Merkezini kurarak çalışmaların etkin gelişmesini sağladıklarını belirten Eroğlu, ayrıca, 2011 yılı içerisinde Avrupa Birliği’nin Kuzey Kıbrıs’ta yürüttüğü büyük altyapı projelerinin uygulamalarında bilinen sebeplerden ötürü gecikmeler yaşanmasına rağmen, bir kısmının sonlandırılarak Kıbrıs Türk tarafına devir tesliminin yapılmasını beklediklerini kaydetti.
Buna ek olarak, 2011 yılı için 28 milyon, 2012 için ise 25 milyon Euro’luk ek mali kaynakların verilecek olmasını da memnuniyetle karşıladıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı, özellikle büyük ve kalıcı alt yapı yatırımlarının somut şekilde hayata geçirilmesi konusunda bir takım gecikmeler yaşanmasının önemli bir sıkıntı olarak hala önlerinde durduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı, AB’nin Kıbrıslı Türklerin kalkınmasına sağladığı destek ve ülkeye aktarması beklenen “know - how” ve alt yapı yatırımlarının ilerleyen yıllarda daha somut şekilde hayata geçirilebileceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı şöyle dedi:
“Avrupa Birliği’nin ülkemize yapmakta olduğu mali katkılar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hala daha izolasyonlar altında olduğu gerçeğini ne yazık ki ortadan kaldırmamaktadır. Kıbrıs Türk halkının Kıbrıs’ta kalıcı çözüme yönelik göstermiş olduğu desteğe rağmen ülkemize uygulanmakta olan haksız izolasyonlar, gün geçtikçe Kıbrıs Türk halkının Avrupa Birliği’ne olan güvenini sarsmaktadır. Avrupa Birliği’nin verdiği sözleri yerine getirememesindeki en büyük neden, kuşkusuz Kıbrıslı Rumların 1 Mayıs 2004 tarihinde birliğe tek taraflı üye olmalarıdır.
Yapılan bu yanlış neticesinde, AB’nin Kıbrıslı Türkler’e uygulanmakta olan haksız izolasyonların kaldırılması için vermiş olduğu taahhütleri, Kıbrıslı Rumların her alanda başlattıkları girişimler neticesinde henüz uygulamaya koyamaması büyük üzüntü vericidir. 21. yüzyılda Avrupa kıtasında yaşayan bir halkın ekonomik, siyasi, eğitim ve sosyokültürel alanlarda diğer halklarla temas kurma hakkından yoksun bırakılmasının artık son bulması gerekmektedir.”
Eroğlu, birçok ortamda bu haksızlıkların dile getirilmesine rağmen, AB üyesi ülke temsilcilerinin Kuzey Kıbrıs’a geçerek Kıbrıslı Türk yetkililerle görüşmelerinin dahi bariz bir şekilde Rum tarafınca engellenmesinde yatan mantığı anlamanın mümkün olmadığını belirterek, son olarak, Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün, Kıbrıslı Rumların yoğun baskıları neticesinde Avrupa Parlamentosu’nda rafa kaldırılmaya çalışılmasının, Kıbrıslı Türkler arasında büyük hayal kırıklığına sebep olduğunu, son Eurobarometre sonuçlarına göre, Kıbrıslı Türklerin AB’ye olan desteğinin yüzde 30’lara kadar gerilemiş olmasının da, yapılan tüm haksızlıkların ortadan kaldırılması için Avrupa Birliği’nin üzerine düşeni yapması gerektiğinin bir kanıtı olduğunu vurguladı.
Eroğlu şöyle devam etti:
“Biz yine de Kıbrıs Türk halkı olarak üzerimize düşeni yerine getirmeye devam ediyoruz. Halkım tarafımdan Cumhurbaşkanı görevine getirildiğim andan itibaren, Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Sayın Dimitris Hristofyas ile masaya oturarak Kıbrıs sorununun çözülmesi ve adanın bir bütün olarak AB içerisinde yer alması için müzakere sürecini hızlandırdım. Ancak henüz müzakerelerde istediğimiz noktaya gelemedik.
Kıbrıslı Rumların tek taraflı AB üyelikleri de, müzakere sürecinde rahat tavır takınmalarına ve gerekli özveriyi göstermemelerine neden olmaktadır. Bölünmüş bir adanın Avrupa Birliği üyesi olması, dünyada etkin bir politik aktör olma arzusu içerisindeki Birlik için ciddi bir prestij kaybıdır. 2012 yılında bölünmüş bir ada tarafından dönem başkanlığının yürütüleceği Avrupa Birliği’nin uluslararası toplum nezdinde itibarının sarsılmaması için, Kıbrıs Rum tarafının müzakere sürecinde daha yapıcı olmaları yönünde gerekli girişimleri yapmaları ve Kıbrıslı Türklere verilen izolasyonların kaldırılması sözünün tutulması en büyük temennimizdir.”
Eroğlu, Kıbrıs Türk halkının, bugüne kadar yapılan müzakerelerde ortaya konulan önerilere ilişkin tutumuyla, adada kapsamlı ve kalıcı çözüme olan desteğini kanıtladığını vurgulayarak, Kıbrıs Türk tarafının ayrıca halihazırda devam eden müzakerelerin sonuçlandırılarak, Kıbrıs’ta Türkiye’nin etkin ve fiili garantisine sahip, siyasi eşitliğin ve iki eşit kurucu devletin olduğu, adadaki gerçekleri göz ardı etmeyecek, kalıcı ve yaşayabilir yeni bir ortaklık kurulması için gerekli adımları atmaya devam edeceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı, aynı isteğin ve kararlılığın Kıbrıs Rum tarafınca gösterilmesi durumunda yılsonuna kadar adada kalıcı bir barışın tesis edilmesinin önünde hiç bir engel kalamayacağını vurguladı.
Eroğlu, “Avrupa Günü dolayısıyla ümit ediyorum ki AB ülkelerinin tesis ettiği güven ortamı ve uzlaşı kültürü Kıbrıs’taki taraflar arasındaki ilişkilerde de hakim olur ve AB ülkelerinin başardığı gibi adamızda da kalıcı barışı tesis edebiliriz” diyerek, Avrupa Günü’nüz kutladı.
MACAR DİPLOMAT SZABO
Macar diplomat Szabo ise konuşmasında, dünyadaki türbülanslara ve bunun AB üzerindeki etkilerine işaret ederek, Euro alanında ve Schengen sisteminde sorunlar yaşandığını, genişlemenin arzu edildiği kadar hızlı ilerlemediğini, AB’nin şu anda zor sularda seyreden gemiye benzediğini kaydederek, Macaristan’ın dönem başkanı olarak yılın ilk altı ayında gemiyi rotaya sokmak için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştığını vurguladı.
Konuşmasında Avrupa’nın yaşadığı sorunları ve Macaristan’ın bunlarla ilgili görüş ve çalışmalarını değerlendiren Macar diplomat, Türkiye ile üyelik sürecine ilişkin müzakerelere ilişkin çabalar ortaya koyan Macaristan’ın bu konuda iyimser olduğunu ve Haziran’da yeni bir başlık açılabileceğini düşündüklerini ifade etti.
Kıbrıs Türk halkının da AB Komisyonu’nda genişlemenin bir parçası olarak ele alındığını belirten Szabo, “Anlaşılıyor ki Kıbrıs Türk halkı için en karlı olan Kıbrıs konusunda kalıcı bir çözüme ulaşılması ve AB ile tam entegrasyona girilerek yapısal ve birleşme fonlarına tam ulaşımlarının sağlanması. Bu Kıbrıslı Türklerin AB içindeki halklarla yakınlaşmasını da hızlandıracaktır” dedi.
Szabo, ancak, bir çözüme ulaşılana kadar, çözümün mümkün olduğunu da akılda tutarak, AB Komisyonu’nun Mali Yardım Tüzüğü’nü, 2011 yılı için de uzattığını ve Kıbrıslı Türkler için 28 milyon Euro daha sağlama kararı aldığını anımsattı. Szabo, bu yardımın üye ülkelerce kabul edildiğini ve resmi imzaların beklendiğini söyledi.
Szabo, genişlemeyle ilgili diğer çalışmalarını da anlatarak, Macaristan dönem başkanlığının Avrupa için sloganının “Güçlü Avrupa” olduğunu, bunun için çalıştıklarını söyledi.
ÇERKEZ
KTTO Başkanı Günay Çerkez, “Avrupa Günü dolayısıyla resmi dillerden biri olması nedeniyle” konuşmasını İngilizce yapacağını belirterek, Avrupa Günü nedeniyle her yıl “Kıbrıslı Türklerin Avrupa ailesinin parçası olduğunu hatırlatma yönündeki taahhütleri çerçevesinde” geleneksel olarak etkinlik düzenlediklerini belirtti.
Çerkez, adada varılacak adil ve sürdürülebilir bir çözümü AB üyeliğinin takip etmesinin, herkesin yararına olacağını vurguladı.
Kıbrıslı Türkler arasında AB’ye olan desteğin düştüğünü belirten Çerkez, AB’nin geleceği konusunda şüphesi bulunanlar olduğunu, birlikte birçok sorunların yaşandığını, Euro’nun geleceğinin tartışıldığını kaydederek, AB içinde olmayan bir toplulukta çok yüksek olan birliğe güvenin, son düzenlenen anketlere göre ciddi bir azalma gösterdiğini söyledi.
Kıbrıslı Türklerle tanışıklığı olanların bunun nedenlerini çok iyi bildiklerini, AB’nin verdiği sözleri tutmadığını kaydeden Çerkez, Kıbrıslı Türklerin 7 yıl önceki referandumdaki “Evet” oylarına rağmen ekonomide sorunların ve izolasyonun sürdüğünü belirtti.
Direkt Ticaret Tüzüğü’nün içinde bulunduğu duruma işaret eden Çerkez, tüzüğün Kıbrıslı Türklerin tanınmasıyla alakası olmadığını, siyasi statülerinde de bir yükseltme getirmediğini, sadece Kıbrıslı Türklerin Avrupalılarla ticaret yapmasını sağlayacağını söyledi. 7 yıl önce tüm büyük Avrupalı aktörlerin, Kıbrıslı Türkleri korumak yönünde taahhütte bulunduklarını kaydeden Çerkez, “Kıbrıslı Türkler izolasyonun aleyhine oy kullanmalarına rağmen bunun faturasını ödememeliydiler” dedi.
Çerkez, Türkiye’nin AB üyelik süreciyle Direkt Ticaret Tüzüğü’nü ilişkilendirmenin adil olmamasının yanı sıra mantıksız da olduğunu vurguladı.
Kıbrıslı Türklerin Direkt Ticaret Tüzüğü’ne ihtiyacı olmadığını çünkü Yeşil Hat üzerinden ticaret yapabildiğini iddia edenlerin bulunduğunu söyleyen Çerkez, “Bunu basit bir soruyla yanıtlamak istiyorum; herhangi bir Kıbrıslı Rum marketinin rafında, bir Kıbrıslı Türk’ün ürettiği malı en son ne zaman gördünüz ve iki ekonomi arasında bu kadar büyük bir uçurum varken sürdürülebilir bir çözümü nasıl bekleyebiliriz?” dedi.
Çerkez konuşmasında, Direkt Ticaret Tüzüğü’nün hayata geçirilmesinin yararlarını özetle şöyle sıraladı:
“Kıbrıslı Türkleri çözümün yararlarına ve Kıbrıslı Rumları da çözümden sonra ekonomik yükün az olacağına ikna ederek çözüme yardımcı olacak; diğer ülkelerle iş yürütme, ticaret hakkı, direkt ticaret ilişkileri geliştirme konusunda özgürlük sağlayacak; Kıbrıs’ta birleşmenin maliyetini azaltacak; Kıbrıs Türk ticaret insanları için psikolojik ve tarife engelsiz yeni bir pazar yaratacak,; uluslararası ticarette tecrübe edinmemizi sağlayacak; Kıbrıslı Türk ekonomisinin daha rekabet edebilir ve sürdürülebilir olmasını sağlayacak.”
Çerkez, ekonominin bel kemiği olduğunu savunduğu küçük ve orta ölçekli işletmelerin karşılaştığı güçlükleri de anlatarak, bu işletmelerin, AB’nin Kıbrıslı Türkler için ayırdığı 259 milyon Euro’luk Mali Yardım Paketi’nin sadece yüzde 2’sinden yararlanabildiğini kaydetti.
Çerkez, bu işletmeler için AB’den yeni bir destek beklediklerini ve bunun sadece eğitim gibi alanlarda değil, düşük maliyetli finansmanda, makine ve donanım alımında da kullanılabilmesini istedi.
Konuşmasında Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’na da seslenen Çerkez, ortada Kıbrıs konusunda acil bir uzlaşmaya varılması için ortak bir anlayış bulunduğunun görüldüğünü ifade ederek, “Kıbrıslı Türk iş dünyasının uzun süredir kapsamlı, sürdürülebilir bir siyasi anlaşmaya varılmasının avukatlığını yaptığı” görüşünü kaydetti.
İki tarafta da ekonomide sorunlar bulunduğunu ancak bir çözümün, hiç bir başka önlemin yapamayacağı kadar her iki ekonomide de “patlamaya” yol açacağını söyleyen Çerkez, bu süreçte üzerlerine düşeni yapmayı sürdüreceklerini ifade etti.
Avrupa Günü’nün bu yılki sloganı olan “Haklarınızı Bilin Haklarınızı Kullanın”a atıfta bulunan Çerkez, “Haklarımı biliyorum ama haklarımı kullanamıyorum” diyerek, Avrupalı muhataplarına “Bununla ilgili ne yapacaksınız ve bununla ilgili bir şey yapmayacaksanız neden yapmayacaksınız?” diye seslendi.
Çerkez, Brüksel’deki KTTO ofislerinden, Avrupalı “arkadaşlarına” gönderdikleri slogana da atıfta bulunarak, ticaretin Avrupa’yı bir araya getirdiğini, Kıbrıslı Türklerle AB’yi ve Kıbrıs’ı da bir araya getireceğini kaydederek, ancak bunun sadece AB’nin adaleti ve cesaretlendirmesiyle gerçekleşebileceğini söyledi.
Tak, 11-05-2011 11.30 (TSİ)
Keine Kommentare:
Kommentar veröffentlichen