Dieses Blog durchsuchen

Freitag, 13. Mai 2011

Avusturya Dışişleri Bakanlığı Devlet Sekreteri Waldner:Türkiye ile 'İmtiyazlı Ortaklık'ı hedeflememiz gerekiyor

Avusturya Dışişleri Bakanlığının Yeni Devlet Sekreteri Wolfgang Waldner, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin İstanbul’daki toplantısına katıldı.Waldner,İstanbul'da Avusturya gazetesi Der Standard'a Türkiye-AB ilişkileri hakkında bir mülakat verdi.Wolfgang Waldner, Der Standard'a verdiği mülakatta AB'nin adlığı kararları görmezden gelerek AB müksebatında olmayan konuları gündeme getirmesi dikkat çekti.Waldner,Türkiye'nin AB'ye katılımı çok iyi gözden geçirilmeli dedi.İşte mülakat

SORU: Birazdan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi toplantısındaki ilk konuşmanızı yapacaksınız. Size üç dakika süre verildi. Heyecanlı mısınız?

WALDNER: Hayır, hiç heyecanlı değilim. Ayrıca dünkü ortak akşam yemeğinde zaten 40 dışişleri bakanı ve bakan yardımcısıyla tanışma fırsatı buldum. Bu çok etkileyici ve yurt dışındaki ilk görevinizde hemen bulabileceğiniz bir fırsat değildi. Buradaki Bakanlar Komitesinde önemli olan Avrupa Konseyinin “Kadına Karşı ve Aile İçi Şiddetle Mücadele Sözleşmesi”dir. Bu konuya ilişkin görüşmelere önderlik yaptık. Ne de olsa Avusturya’da 1990’lı yıllardan bu yana Şiddetten Koruma Yasası var. Sözleşmeyi Türkiye Dışişleri Bakanından sonra ilk imzalayan da bendim ve bu beni çok mutlu etti.

SORU: “Kişisel” olarak Türkiye’nin AB’ye katılmasını düşünebileceğinizi söylemiştiniz. Makam sahibi biri olarak Türklere farklı bir şey söyleyecek misiniz?

WALDNER: Bu konudaki sözlerim doğru yansıtılmadı. Kişisel fikrime göre çok sayıda ilgi çekici seçeneğin -üyelik olmaması, imtiyazlı ortaklık ve tam üyelik gibi- bulunduğunu söyledim. Benim fikrim Avusturya’nın resmî görüşüyle aynı, yani imtiyazlı ortaklığı hedefleyip yine de AB’nin aldığı ortak karar doğrultusunda Türkiye ile katılım müzakerelerini yürütmeye devam etmektir. Viyana, Birliğin yeni üye alma kapasitesinin bundan sonraki AB genişlemelerinde kriter olarak alınmasını kabul ettiremedi.

Avusturya bu sürece, Birliğin yeni üye alma kapasitesinin kriter sayılmasını dâhil etti.Ucu açık yürütülen müzakerelerin bir sonucu olarak bu üç ihtimalden birinin gerçekleşmesi mümkündür. Şayet sonunda Türkiye ile tam üyelik masaya yatırılırsa o zaman bizim duruşumuz, halkın buna karar vermesi yönündedir.

SORU: İşin içinden çıkılması zor.

WALDNER: Kolay bir katılım süreci de değil zaten. Ülke çok büyük ve burada söz konusu olan, diğer ülkelerde bu kadar karmaşık olmayan muazzam bir ekonomik kapasiteye sahip ve çok çeşitli yönü olan, iki milyonluk değil, neredeyse 80 milyonluk bir nüfustur. Bu nedenle katılımı çok iyi gözden geçirmek gerekiyor.

SORU: Freedom House adlı düşünce kuruluşunun son açıkladığı basın özgürlüğü raporunda, Türkiye 42’nci sıradan 45’inciliğe geriledi. Verilen kararda Türkiye “yarı özgür” olarak sınıflandırıldı. AB katılım adayı bir ülkenin böyle bir lüksü var mı?

WALDNER: Bu sadece Türkiye ile yürütülen müzakerelerin daha uzun zaman süreceğini bir kez daha göstermiştir. Bu hususta, Avrupa’nın bakış açısının herkesçe bilindiği önemli alanlar söz konusudur. Bir katılım adayının Avrupai değerler manzumesiyle tamamen özdeşleşmesi görüşünde kararlıyız ki buna basın özgürlüğü de dâhildir.

SORU: Türkiye, AGİT ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ekonomiye sahip. Aynı zamanda Türk iş adamları AB ülkelerine gitmek istediklerinde vize almak için sıraya girmeleri gerekiyor. Bu mantıklı mıdır?

WALDNER: İnsanın kendi ürünlerini yurt dışına yollayıp da bazı şartlardan dolayı ürünlerini bir fuarda bizzat sunamamasının çok memnuniyet verici olmadığını anlayabiliyorum. Avusturya iki sene önce Türkiye ile vize verilmesi konusunda bir anlaşmaya ilişkin görüşmelerde bulundu. Fakat Ankara bu anlaşmayı o zaman imzalamamıştı. Şimdi Türkiye için Avrupa bazında müzakere edilmesi gereken vize muafiyeti meselesi gündemde.

SORU: Avrupa Konseyi kendi üye ülkeleri arasında da Müslümanlara karşı artan bir düşmanlığı tespit etti. Avusturya’nın da öz eleştiride bulunarak ülkedeki Müslümanlarla olan ilişkisini gözden geçirmesi gerekmiyor mu?

WALDNER: İslam, Avusturya’da 1912 yılından beri tanınmış bir dindir ve bizde din özgürlüğü vardır. Avusturya halkı da bunu kabul etmiştir. Bu fikrin her yere yayılmadığını gösteren hadiselerin sürekli yaşandığı da açıktır. Fakat biz dinlerin diyaloğu için çabalıyoruz. Viyana, uluslararası örgütleriyle beraber bu tür tartışmaların giderek daha çok kesiştiği bir nokta hâline gelmelidir.

Keine Kommentare:

Kommentar veröffentlichen